29 Eylül 2020 Salı
28 Eylül 2020 Pazartesi
Azerbaycan Türk Ordusu 7 köy ile birlikte Fuzuli ilini de işgalden kurta...
#SONDAKİKA Azerbaycan, Ermenistan tarafından 1993'te işgal edilen 7 köy ile birlikte Fuzuli ilini de işgalden kurtardı.
Azerbaycan askerleri konvoylarla sınıra giderken halk dualarla, alkışlarla destek verdi.
Azerbaycan Türk Ordusu 7 köy ile birlikte Fuzuli ilini de işgalden kurta...
#SONDAKİKA Azerbaycan, Ermenistan tarafından 1993'te işgal edilen 7 köy ile birlikte Fuzuli ilini de işgalden kurtardı.
Azerbaycan askerleri konvoylarla sınıra giderken halk dualarla, alkışlarla destek verdi.
Para 3.0
1972’de ABD
dolarının altın karşılığı kaldırılınca paranın fiziksel karşılığı tümden kalkmış
ve para artık kabule dayalı bir değişim aracı haline dönüşmüş oldu. Bu döneme
de Para 3.0 deniyor.
dolarının altın karşılığı kaldırılınca paranın fiziksel karşılığı tümden kalkmış
ve para artık kabule dayalı bir değişim aracı haline dönüşmüş oldu. Bu döneme
de Para 3.0 deniyor.
27 Eylül 2020 Pazar
Ether Nedir?
Ether, Ethereum coininin yakıtına verilen isimdir. Ethereum tabanlı birçok token bulunmaktadır, bu tokenlerin ve Ethereum sisteminin çalışabilmesi için Ether yakıtı kullanılmaktadır.
Komisyon ücreti az şekilde, güvenilir ve 7/24 bitcoin ve alt coin alıp satabileceğiniz ve referans linki elde edebileceğiniz Türk Borsa'sı Bitlo.com'u öneriyorum, benim referans linkim: https://www.bitlo.com/ref/ngeb03
Bitlo.com
Kripto Para
Dijital Para
Bitcoin
Altcoin
Ethereum (ETH)
Ripple (XRP)
Litecoin (LTC)
Tether (USDT)
Bitcoin Cash (BCH)
Libra (LIBRA) ...
Monero (XMR)
EOS (EOS)
Dogecoin
Nano
Zcash
26 Eylül 2020 Cumartesi
Kozan Tarihi , Cezmi Yurtsever, 2010 Adana.
Tarihçi sayın Cezmi Yurtsever'in '' Kozan Tarihi'' adlı kitabı; kapak, içindekiler ve ilk sayfalar.
CEZMİ YURTSEVER:
1956 yılında Kadirli'de doğdu. İlk ve orta liseyi Kadirli'de bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi SONÇAĞ TARİHİ Bölümü'nden mezun oldu. Liselerde tarih öğretmenliği yaptı. Ve 2006 yılında Adana Fen Lisesi'nden emekli oldu. Kozan Tarihi ile ilgili Osmanlı ve Dünya arşivlerinden elde ettiği bilgi ve belgeleri, sözlü kaynakları kullanarak KOZAN TARİHİ kitabını yazma ve yayınlamayı başardı. KOZAN TARİHİ, aynı ismi taşıyan bölgede yaşayan insanların hafızasının canlandırılması olarak görülse de aynı zamanda Türk ve dünya tarihinin karanlıkta kalan önemli olaylarını aydınlatmayı amaçlayan bir düşüncenin ürünüdür...
Cezmi Yurtsever
Kozan Tarihi
Kozanoğulları
Sis
Ermeniler
Lübnan
Çukurova
Tarsus
Dörtyol
Hatay
Antakya
Erzin
Payas
ASALA
Türkiye
Anavarza
Dioskorides
Anavarzalı Dioskorides
Şalgam
Bal
Nar
Kozan Kalesi
Sis Kalesi
Dağlıoğulları
Sırkıntı Aşireti
Avşarlar
Farsaklar
Kilikya
İngiliz Konsolos Cooper
Çamurdanlılar
Gerthude Bell
Atatürk
Mustafa Kemal
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Tılan Değirmeni
Karabucak
Dağlıoğlu Deli Hacıağa
Ermeni Zulümleri
Fransızlar
Aydınoğlu Tufan
Tarihçi sayın Cezmi Yurtsever'in '' Kozan Tarihi'' adlı kitabı; kapak, içindekiler ve ilk sayfalar.
CEZMİ YURTSEVER:
1956 yılında Kadirli'de doğdu. İlk ve orta liseyi Kadirli'de bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi SONÇAĞ TARİHİ Bölümü'nden mezun oldu. Liselerde tarih öğretmenliği yaptı. Ve 2006 yılında Adana Fen Lisesi'nden emekli oldu. Kozan Tarihi ile ilgili Osmanlı ve Dünya arşivlerinden elde ettiği bilgi ve belgeleri, sözlü kaynakları kullanarak KOZAN TARİHİ kitabını yazma ve yayınlamayı başardı. KOZAN TARİHİ, aynı ismi taşıyan bölgede yaşayan insanların hafızasının canlandırılması olarak görülse de aynı zamanda Türk ve dünya tarihinin karanlıkta kalan önemli olaylarını aydınlatmayı amaçlayan bir düşüncenin ürünüdür...
Cezmi Yurtsever
Kozan Tarihi
Kozanoğulları
Sis
Ermeniler
Lübnan
Çukurova
Tarsus
Dörtyol
Hatay
Antakya
Erzin
Payas
ASALA
Türkiye
Anavarza
Dioskorides
Anavarzalı Dioskorides
Şalgam
Bal
Nar
Kozan Kalesi
Sis Kalesi
Dağlıoğulları
Sırkıntı Aşireti
Avşarlar
Farsaklar
Kilikya
İngiliz Konsolos Cooper
Çamurdanlılar
Gerthude Bell
Atatürk
Mustafa Kemal
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Tılan Değirmeni
Karabucak
Dağlıoğlu Deli Hacıağa
Ermeni Zulümleri
Fransızlar
Aydınoğlu Tufan
25 Eylül 2020 Cuma
Bitcoin nedir ve Altcoin nedir?
Bitcoin, Satoshi Nakamoto’nun oluşturmuş olduğu dijital para birimine vermiş olduğu isimdir.
Altcoin; Bitcoin’den sonra ortaya çıkan bütün kripto paralara altcoin denmektedir. Bunun başlıca sebebi ise Bitcoin’den ayrılarak oluşturulmuş ya da Bitcoin’in alt yapısını örnek alarak oluşturulmuş olmalarıdır. Alt coin ibaresi ‘’ Alternative Coins’’ in kısaltılmış halidir.
Komisyon ücreti az şekilde, güvenilir ve 7/24 bitcoin ve alt coin alıp satabileceğiniz ve referans linki elde edebileceğiniz Türk Borsa'sı Bitlo.com'u öneriyorum, benim referans linkim: https://www.bitlo.com/ref/ngeb03
Bitlo.com
Kripto Para
Dijital Para
Bitcoin
Altcoin
Ethereum (ETH)
Ripple (XRP)
Litecoin (LTC)
Tether (USDT)
Bitcoin Cash (BCH)
Libra (LIBRA) ...
Monero (XMR)
EOS (EOS)
Dogecoin
Nano
Zcash
Para 1.0 Nedir?
Para benzeri bir değişim biriminin kullanılması yaklaşık beş bin yıl önce oldu. O tarihlerden 1871 yılına kadar geçen dönemde bu değişim aracı çeşitli evrelerden geçerek son aşaması olan kağıt paraya kadar geldi. Fiziksel paranın kullanıldığı bu döneme Para 1.0 Deniyor...
Para
Dolar
Lidyalılar
Ekonomi
Finans
İşletme
İktisad
Euro
Akçe
Bitcoin
Altcoin
Dijital Para
Kripto Para
Para 1.0
Ekonomi Ödevi
Ekonomi Dersi
Para 2.0
TL
Altın
Gümüş
Bakır
Platin
Para 3.0
Para 4.0
Para
Dolar
Lidyalılar
Ekonomi
Finans
İşletme
İktisad
Euro
Akçe
Bitcoin
Altcoin
Dijital Para
Kripto Para
Para 1.0
Ekonomi Ödevi
Ekonomi Dersi
Para 2.0
TL
Altın
Gümüş
Bakır
Platin
Para 3.0
Para 4.0
23 Eylül 2020 Çarşamba
Silikon Vadisi Kafasıyla 90 Yıllık Meseleler, Serkan İnci ve İsmail Alpe...
Serkan İnci
İsmail Alpen
Silikon Vadisi Kafasıyla 90 Yıllık Meseleler
Motto
Motto Yayınları
İnci Sözlük
İnci Caps
Uludağ Sözlük
Dördüncü Sanayi Devrimi
Endüstri 4.0
Yazılım
Yerli Teknoloji
Yerli Otomobil ve Akıllı Otomobiller Arası İletişim
Siber Saldırılar
Devletlerin Sosyal Medya Kullanma Yöntenmleri
Veri Merkezleri
BITCOIN
Petrodolar Döngüsü
Üniversitelerimizdeki Terör Yapılanmaları
Beyaz Saray
Girişimci-Devlet İlişkisi
Tüketim Kültürü
Türk Domainlerine Saldırı
Rusya Türkiye Uçak Krizi
Yapay Zeka
Robot Teknolojileri
Yerli Silah Sanayinin Stratejik Faydaları
Ülkelerin Büyük Hikayeleri
Mühendislikte Devlet Desteği
20 Eylül 2020 Pazar
19 Eylül 2020 Cumartesi
18 Eylül 2020 Cuma
Buğday Tarım Emtiası Nasıl Alınır? Buğday Nasıl Satın Alınır? Buğday Tar...
Buğday Tarım Emtiası Nasıl Alınır? Buğday Nasıl Satın Alınır? Buğday Tarım Emtia, Buğday Yatırımı... https://www.youtube.com/watch?v=kQfv_mUwpkE&feature=youtu.be
YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR, DÜŞÜNEN OLURSA NASIL ALINACAĞINI SÖYLÜYORUM
16 Eylül 2020 Çarşamba
14 Eylül 2020 Pazartesi
Polise Bağıran Kız,Memur,Hele ki Üzerinde Türk Bayrağı Taşıyana; Hiç Kim...
Görevi başındaki, görev dahilindeki her hangi bir konu üzerine memura şiddet büyük suçtur. Memura bağırıp çağırmak psikolojik şiddettir! Kınıyoruz!...
Türk Polisi Gerçekten de çok merhametlidir, günlük onlarca böyle olay yaşanmaktadır; muhataplarının aksine üzerinde taşıdıkları Türk bayrağının hatırına merhametli davranmaktadırlar, halbuki bir tutanak böyle bir davranışın sonucunu adli yönden saldırgana yansıtabilir.
Türk vatandaşlarının genel modaya uyarak memura böyle davranmaya hakkı yoktur, yanlış bulduğu uygulamaları adli ve idari mahkemelere taşımak için devletimizin ilgili kurumlarına başvurabilirler, selamlar, saygılar!...
13 Eylül 2020 Pazar
12 Eylül 2020 Cumartesi
9 Eylül 2020 Çarşamba
8 Eylül 2020 Salı
Tabanca nasıl kullanılır? Tabancada '' iğne kırılma'' nedir, bilinçli bi...
Tabanca nasıl kullanılır? Evde kasaya ya da kutusuna kaldırırken dikkat etmeniz gerekenler, '' iğne kırılması'' durumu nasıl olur, tabanca temizleme, atım yatağı, şarjör nasıl doldurulur, tabancada tek hareket ve çift hareket, tabancanıza nasıl hakim olursunuz? Mutlaka dikkat etmeniz gereken ayrıntılar, bilinçli bireysel silahlanma!..
7 Eylül 2020 Pazartesi
Kripto para-dijital para, Bitcoin, alt coin nasıl, nereden satın alınır...
https://www.bitlo.com/ref/ngeb03
Tabanca alınırken nelere dikkat edilmeli, tavsiye Youtube kanalları, Bay Silah ve Serkan Kızılay
Tabanca alınırken nelere dikkat edilmeli, tavsiye Youtube kanalları, Bay Silah ve Serkan Kızılay
6 Eylül 2020 Pazar
24 Ağustos 2020 Pazartesi
3 Temmuz 2017 Pazartesi
1 Nisan 2017 Cumartesi
Turkish Army Band Performing in Pakistan Day Parade - 23 March 2017
Only a nation, only one state;
Turkey-Pakistan and all other Islamic world
İttihad, Tanzim, Yakîn-i Muhkem
دولت ابد مدت
Devlet-i Ebed-müddet
The Eternal State
11 Mart 2017 Cumartesi
TÜRKİYE’NİN DİKKATİNE SORULAR, ARAYIŞLAR, NOTLAR-‘’ YÜKSEK DOZ GELECEK’’TEN
T.C’NİN UZAYDAKİ KOLONİLERİ
Yakın zamanda ‘’ Yüksek Doz Gelecek‘’ adlı, beş bilim kurgu
romanından oluşan bir kitap yayımlandı. Kitapta Güneş sistemimizde insanoğlunun
gelecekteki kolonileşmesine dair romanlar okuduk. Yalnız dikkat çeken bir nokta
vardı açıkçası. Romanlarda ya tüm insanoğlu dünyada bir devlet, ya da mesela Ay’da,
Jüpiter’de, Mars’ta, Venüs’te ayrı ayrı birer oluşum şeklinde kurgulanmış.
Belki de devletlerin serencamının sonucu kesinlikle böyle olacaktır ancak bunu
tam olarak kestirebilmek şu an için resmen kahinlik olur. Şöyle bir senaryo da
düşünülebilir: Dünya’daki devlet ve veya oluşumlar-örgütler Dünyada ve Güneş
Sistemi’nin diğer unsurlarında tek bir örgüt-devlet birlikteliği düşüncesinin
aksine, belki de dünyadaki çok parçalı ya da büyük parçaların müttefikliği şeklinde
‘’ uluslararası ilişkilere‘’ girebilirler. Mesela ‘’ Batı uygarlığı‘’; ‘
Birleşik Avrupa Devletleri’ gibi bir oluşumla bir de Güneş Sistemi aracılığı
ile insanoğlunun hayatını tekrar mahvedebilir. Asya’daki devletler başka bir
baş çekebilir ya da farklı farklı kıtalardaki devletler Güneş Sistemi’ndeki
rekabet için birbirleriyle çok sıkı müttefiklik sistemleri geliştirebilir.
Hatta belki de bazı örgüt ya da devletler sahte veya gerçek bir ‘’uzaylı’’,
yapay zeka işgali senaryosunu bahane ya da işbirliği şeklinde kullanmak
suretiyle yine diğer kalanları şerefli bir yaşamdan yoksun bırakabilir. İşte bu
ihtimaller dahilinde o zaman ‘’ evrensellik’’ belki de siyasi manada yeni bir
anlam kazanabilir ve siyasetteki ‘’ uluslararası ilişkiler‘’ terimi artık bir
çöp olur…
Her iki senaryoda da ‘’ Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Güneş
Sistemi’ndeki ve ötesindeki kolonilerini’’ düşünüp tasavvur etmek, gelecekte
düşünülen Dünya’daki veya Güneş Sistemi’ndeki diğer insanoğlu ya da diğer başka
yabancı unsurların sultası altında milletimizin ezilmesinin önüne geçmek için ilk
adımdır. Zira kitabın yazarlarından sayın Orkun Uçar da bir milletin bilim
kurgu edebiyatında olmaz ise gelecekte de olamayacağına dikkat çekiyor.
Bu adımı ise şu şekilde temellendirmek yerinde olacaktır:
‘’ Kün tuğ bolgıl kök kırıkan’’- ‘Güneş Bayrağımız gök
çadırımız.’ Ve
‘’ Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak, sönmeden yurdumun
üstünde tüten en son ocak‘’
Yani var olan tüm mikro-makro alem ve evrenlerde, Devlet-i
Ebed Müddet’in varlığına hizmet eden canlı-cansız en küçük birimlerden en büyük
organizmalar ve organizasyonları tasavvur etmek ve bunun temini ve devamı için milletimizin
fert ve birimlerini buna uygun şekilde bir bilinç etrafında toplamak, onlara bu
ülküyü aşılamak yerinde olacaktır. Devlet-i Ebed Müddetin en kötü koşullar
düşünüldüğünde tek bir ferdi-(mikro boyutta bile olsa-zira virüs şeklindeki
yapay zeka fikri ilginç gerçekten; ‘’ Yüksek Doz Gelecek, Demir Yıldız-Orkun
Uçar‘’-)canlı cansız tek bir hizmet edeni bile kalsa, o şey, devletimizi
yaşatmaya o senaryonun şartlarına ve zamana göre gizli-açık ya da zamanı gelince
ortaya çıkacak bir şekilde devam ettirmelidir. Zira bu motivasyon bu en kötü
senaryonun yaşanmasının önüne geçmek adına var olacaktır ve teşekkül
ettirilmelidir. Kitaptaki ikinci hikaye olan ‘’ Phobos’’daki bakteri gibi
bölünen ve bireysellikten uzak organizmalar gibi olmak yanlışına düşmek hatası
ile yukarıda belirttiğim ülkü arasında ince bir çizgi vardır lakin belirli
şartları temin ettikten sonra bu korkunun lüzumu yoktur. Pire için yorgan
yakmak yerine; ‘ yorganı arındırmamız’ yani geleceğimizi kazanmaya cesaret etmemiz
gerekmektedir. ‘ Devlet etme sanatını’ en iyi Devlet-i Ebed Müddetin fertleri
yapmıştır ve gelecekte de yapmalıdır. Zira yine ‘’Phobos’’ hikayesindeki gibi
insanoğlu vasatına karşı kültürel-ideolojik eziklik yaşayan uzaylının
hikayesinin esin verdiği gibi kim bilir var olan tüm alem ve evrenlerdeki devletler-örgütler-organizma
toplulukları-organizasyonlar bizim devlet kültürümüz-motivasyonumuz karşısında kendilerini,
talep ederek; severek, kabullenerek, isteyerek teslim ederler. Bunu insanoğlu
için düşünürsek; zira ‘’ kozmosda’’ hüküm sürmek ‘ aklı evvellerin’ işi olmasa
gerek. Uzay’a bir hayvan gibi; devletsiz-kültürsüz-ahlaksız-akılsız çıkılınca
başarılı olabilme ihtimali ne kadar vardır?
Belki de hikayelerin gelecekteki gerçek versiyonları şu
şekilde cereyan edebilir:
Umut Altın’ın yazdığı ‘’ Köprü Altı’’ hikayesindeki ‘’
Sacaromy’’ dünyadaki bilgileri idrak edince: ‘yaşasın Devlet-i Ebed Müddet!...’
der,
Funda Özlem Şeran’ın yazdığı ‘’ Phobos’’ hikayesindeki
insanoğlu vasatı karşısında adeta kafayı yiyen uzaylı: ‘ Ben bir Türk’üm ve
artık tüm uzayı devletimizin vassalı yapmak için çalışacağım ve bölüneceğim!...’
der,
Orkun Uçar’ın yazdığı ‘’ Demir Yıldız’’ hikayesindeki ‘’ Bay
White’’:’ Tek sorumluluğumuz bu güne kadar Ay’da da Ay İmparatorluğu şeklinde
gizliden gizliye örgütlenen Devlet Ebed Müddet’e ve halkına karşıdır, kardeşimiz
başardı ve şafağımız başladı!...’ der,
Gökcan Şahin’in yazdığı ‘’ Karavanlar Çağı‘’ hikayesinde bazı
karavanlar uzayda Türkiye Cumhuriyeti Devletini devam ettirmek için
birleşebilir,
Serdar Yıldız’ın yazdığı ‘’ Alt ve Üst’’ hikayesindeki Umay
Dünya’daki tek hakim Türk devletinden Venüs’e gelmiş olabilir, İstanbul bebeğin
neslinden bir torunu Venüs’ün gelecekteki başkanı olabilir…
Üç hilalimiz doğu-batı ve merkezde Devletimizin ve
İslamiyetin hakimiyetini temsil etmektedir ama bu hangi doğu, hangi batı, hangi
merkezdir?
MGK’nın daimi gizli gündemi ‘’ Türkiye Cumhuriyeti’nin uzaydaki
kolonileri’’ olabilir;
Üç hilalimiz arz, gök ve var olan diğer tüm ‘alem ve evrenlerdeki’
Devletimizin ve İslamiyetin hakimiyetini temsil etmelidir!...
EK: ‘’ Donanımcı Baba’’
nın ‘’ Silahlı İHA'lar ve Yapay Zeka Etiği Tartışmaları’’ başlıklı Youtube videosunda
(https://www.youtube.com/watch?v=gzvkpFX_saA
) beyin fırtınası çağrısına binaen yukarıdaki yazımıza ek ve onunla organik bir
bağ ile yapay zekaya şu açıdan yaklaşımda bulunmak istiyorum:
Yapay zeka tartışmasına ve tefekkürüne yeni başlangıç
yapıldığından meseleye interdisipliner bir şekilde, bir çatı kurmak adına şu
sorularla temel bir başlangıç yerinde olabilir: Bir yapay zekanın ideolojisi olabilir mi? Bir
yapay zeka ideolog olabilir mi? Yapay zekanın devlet kavramı olabilir mi? Yapay
zekanın ruhu olabilir mi? Yapay zeka ‘ ruhu olan’ organik ya da inorganik
şeylerle bir organik bütünlük kurabilir mi? Yapay zeka mesela bir karınca
kolonisi ile organik bir bağ kursa tüm tembel canlılara ya da atalet ya da
tembellik içeren tüm canlı, cansız ya da onları sembolize eden her türlü şey;
fikir, ideoloji ile savaş içerisinde mi olur? Yapay zeka insanlığın tefekkürünü
mü devam ettirir ya da o mirası tamamen ret mi eder? Mesela üzerinde sahiplenme
konusunda ‘ rekabet’ yaşanan asil bir Anadolu hayvanı kangal köpeğini düşünelim:
Youtube’de kangal köpekleri ile ilgili şu başlıklara mutlaka rastlamışsınızdır ‘’
Turkish Kangal‘’ ya da ‘’ Kurdish Kangal‘’. Mesela bir kangal köpeği ile bir
yapay zeka aparatı arasında organik bir bağ kurulsa bu canlının ideoloji ne olur?
Hangi tarafı seçer, terör örgütlerine sempati mi besler, ‘’ faşist‘’ mi olur, devrimci
mi olur, ateist mi olur, nihilist mi olur, hangi dine ilgi duyar, hangi
tasavvufi akımın taraftarı olur? Hayvanların üzerindeki insanoğlu tahakkümünü
kırmaya mı çalışır? Mesela insanoğlunun iftiharı bir yapay zeka teknolojisi üretilmiş
olsun; bu yapay zeka hakimlik-hakemlik yapabilir mi? Bunun adalet anlayışı insanoğlunun
bugüne kadar alıştığı adalet anlayışına benzer mi olur yoksa farklı anlayışlar
getirerek daha merhametli ya da gaddar mı olur?
Gelecekte insanoğlundan, yapay zekadan ya da şeytandan hangisi bir
birine pabucunu ters giydirir?
Anlaşılacağı üzere sorular mümkün olduğunca çoğaltılabilir.
Devletimizin ise bu konuda yapması gereken yapay zeka eğer içtimai hayatla
ilgili ‘ üç boyutlu’ düşünebilecek bir yeteneğe kavuşacaksa meselede sağlıklı
bir ilerleme sağlamak adına ‘ üç boyutlu’ bir yaklaşımda bulunabilmek için bunların
artıları ve eksilerini, avantaja çevirmek adına şimdiden çok ciddi ve
interdisipliner akademik çalışmaları resmen ve re’sen icra ettirmesi,
toplumdaki önde gelen ve veya yetenekli insanları bir araya organize bir
şekilde toplayarak beyin fırtınalarını ya da disiplinli çalıştayları gerekirse ödüllerle
desteklemesi gerekmektedir.
دولت ابد مدت
Devlet-i Ebed-müddet
The Eternal State
24 Şubat 2017 Cuma
TSK Armoni Mızıkası - Turkish Military March - "İleri Marşı"
http://www.astsubay.org/
‘’ Ben bir ASKERİM!
Her sabah yastığımın altına koyduğum silahı belime takarak çıkarım evden.
Üzerimde ki üniforma birçok kişide hayranlık uyandırsa da ben o üniformanın
bana verdiği kutsal yetkiyi seviyorum. Her gün ölüme gidiyorum, VATAN için,
VATANDAŞ için... Her akşam döndüğüm de ''bugün de ölmedim '' diyorum. Eğer ki
bir gün VATAN için ölürsem, ölürken gülümseyeceğimi biliyorum!‘’
Devlet-i Ebed-müddet
11 Şubat 2017 Cumartesi
Piyade Uzman Çavuş Gökhan Kılıç-Turkish Army in El Bab
Şehit Piyade Uzman Çavuş Gökhan Kılıç'ın babası: ‘’Oğlum görevini severek yapıyordu, severek gitti ve severek de şehit oldu. Allah mekanını cennet etsin. Vatan sağ olsun, bayrak var olsun, Allah devletimize zeval vermesin…’’
16
büyük hanedan, yüzlerce küçük hanedan ve Cumhuriyet süreci ve milyonlarca şehit
ve gazi neden mi bu devlete hizmet etti, ediyor ve edecek?
Şerefli, özgür, adaletli, namuslu bir yaşam için, çünkü
bunların eksikliği ölümden beter,
bilakis şehitlerimiz ölmezler!…
bilakis şehitlerimiz ölmezler!…
دولت ابد مدت
Devlet-i Ebed-müddet
The Eternal State
9 Şubat 2017 Perşembe
Ruhun Şad Olsun Üsteğmen Tarık Koçoğlu!-Turkish Army in El Bab
Turkish Army in El Bab
Birçok devletten çok daha eski bir kuruluş olan TSK’nın (milattan önce 209) El Bab'da yürüttüğü başarılı lakin karışık bir hibrit savaş ve sivilleri gözetip kollayan bir operasyon olduğundan yavaş ilerleyen, Özel Kuvvetlerin, Hava Kuvvetlerinin, tankçı ve topçu birliklerin, MİT'in, Jandarma birliklerinin ÖSO ile birlikte DAEŞ pisliğinin mezarını adeta tırnaklarıyla kazdıkları Fırat Kalkanı operasyonunda şehit olan Piyade Komando Üsteğmen Tarık Koçoğlu’nun anısına bir bölüğümüz harika bir saygı duruşu yapmıştır…
Birçok devletten çok daha eski bir kuruluş olan TSK’nın (milattan önce 209) El Bab'da yürüttüğü başarılı lakin karışık bir hibrit savaş ve sivilleri gözetip kollayan bir operasyon olduğundan yavaş ilerleyen, Özel Kuvvetlerin, Hava Kuvvetlerinin, tankçı ve topçu birliklerin, MİT'in, Jandarma birliklerinin ÖSO ile birlikte DAEŞ pisliğinin mezarını adeta tırnaklarıyla kazdıkları Fırat Kalkanı operasyonunda şehit olan Piyade Komando Üsteğmen Tarık Koçoğlu’nun anısına bir bölüğümüz harika bir saygı duruşu yapmıştır…
دولت ابد مدت
Devlet-i Ebed-müddet
Moments of Hero Turkish Soldiers Shooting DEAŞ in El Bab-Yiğit Türk Askerinin El Bab'ta deaş'ı vurduğu anlar
REAL STATE OF ISLAMIC; REPUBLIC OF TURKEY-OTTOMAN!
The Eternal State
دولت ابد مدت
Devlet-i Ebed-müddet
The Eternal State
El Bab is also Turkish soldier he call to prayer and Muhammad
El Bab is also Turkish soldier he call to prayer and Muhammad
REAL STATE OF ISLAMIC; REPUBLIC OF TURKEY-OTTOMAN!
The Eternal State
REAL STATE OF ISLAMIC; REPUBLIC OF TURKEY-OTTOMAN!
Devlet-i Ebed-müddet
The Eternal State
26 Ocak 2017 Perşembe
Turkish Military Power and Discipline - Turkish Armed Forces (BC 209) in Heavy Massive Live Fire...
Turkish Armed Forces (BC 209) - Turkish Military Power and Discipline
دولت ابد مدت
Devlet-i Ebed-müddet
The Eternal State
11 Ocak 2017 Çarşamba
TÜRKİYE'NİN DİKKATİNE SORULAR, ARAYIŞLAR VE NOTLAR- ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI MI?
Son
zamanlarda yaşatılan büyük sıkıntılar ile ram olmaya zorlanan ülkemizin neden
kıyasıya bir ‘ismi olmayan savaş’ ve mücadeleyle teslim alınmaya çalışıldığı
sorusuna güvenlik politikaları uzmanı sayın Mete Yarar dikkat çekiyor. 15
Temmuz darbe teşebbüsü ile kayıtsız şartsız ele geçirilmeye çalışıldık,
devletimiz ısrarla bir şeylere karşı çıkıyor ve düşmanlarımız da ısrarla bizi
kendi çıkarları doğrultusunda bir şeye zorluyor. ‘ İyi de neden’? Amaçları
nedir?
Aynı zamanda
ABD de ve Avrupa’da NATO çatısı altında büyük bir silahlanma ve askeri bir
atağın da olduğuna dikkat çeken Mete Yarar ülkemiz için ‘’ NATO dışına çıkan
kontrolsüz müttefik’’ tanımlamasından da büyük bir rahatsızlık duyduğunu
belirtiyor. Bütün bu hareketliliğin ve bu tanımlamanın sebebini bilmediğini ama
sebebi her ne ise işte o amaçtan ötürü güçsüz bir hükümetle ram olmuş bir
Türkiye istediklerini söylüyor. Bu sebep ile ilgili ise özellikle
bilemeyeceğini belirterek yorum yapmaktan kaçınıyor. Açıkçası ülkemizde bu
gerçek sebebini devlet evraklarına erişme şansı olmayan vatandaşların
bilemeyeceği anca tahmin yürütebileceği bir konu bu: Batı yükselen Avrasya’yı düşürmek
istiyor ve önlem alıyor olabilir. Dünyadaki bazı devletler ve güç
odakları-örgütler-sermaye çevreleri bir üçüncü dünya savaşı çıkarmak istiyor
olabilir. Daha başka nitelikler taşıyan yeni bir soğuk savaş süreci ya da
çatışmalar süreci ile stratejist sayın İsmail Yıldız’ın deyimiyle ‘’ortaya
çıkan enerjiden’’ dünyadaki bazı devletler ve güç odakları fayda sağlamak
istiyor olabilir. Bu ihtimallere karşı ise ülkemizin tek bir standart
milli aktif bir politika ile cevap vermesi gerektiği aşikardır. Müteyakkız
olmak ve ‘ kuşatmaları yarmak’ baskıları aşmak gerekmektedir.
Müteyakkız
olmaktan kasıt: 15 Temmuz’u Allah’ın inayetiyle atlatan ülkemizin ani bir
üçüncü dünya savaşını devletimizin idraki ile hazırlıklı olarak karşılanmasıdır.
Bir sabah her şey elden gitmiş şekilde uyanmaktan kıl payı kurtulan ülkemiz,
bari en azından bundan sonra böyle gafletlere düşmemek üzere ‘’devlet etme’’ sanatına
dikkat etmeli, sabah uyandığımızda sokaklarda paraşütlerini katlayan ‘ NATO’
askerleri göreceksek bile bunu önceden kestirebilecek ve hazırlıklı olabilecek
bir durumda olmalıyız. BUNU DA HANEFİ AVCI’NIN DARBE TEŞEBBÜSÜNÜN İLK
GÜNLERİNDEN SONRA BELİRTİĞİ ÜZERE DÜŞMANLARIMIZ GİBİ DÜŞÜNEBİLEN İSTİHBARAT
ÇALIŞANLARI VE BU ŞEKİLDE İSTİHDAM EDEN İSTİHBARAT ANLAYIŞI İLE YERİNE
GETİREBİLECEĞİMİZ AŞİKARDIR. FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜNÜN ÜLKEMİZİ ELEGEÇİRMESİNE RAMAK
KALA BİR HALDE YAKALANMAMIZIN SEBEBİ BUDUR. BU ÖRGÜT İSTEDİĞİ KADAR KRİPTO
OLSUN, İSTEDİĞİ KADAR CİZVİTLERİ TAKLİT ETSİN, ‘’ AÇIK İSTİHABARAT’’ IN BİLE
BANGIR BANGIR BAĞIRDIĞI DARBE TEŞEBBÜSÜNE KARŞI GAFİL YAKALANMAMIZIN SEBEBİ ‘’ İSTİHBARAT
ANLAYIŞIMIZ‘’DIR. AKSİ TAKDİRDE TIPKI ‘’METAL FIRTINA’’ KİTABINDAKİ GEÇ GELEN
İSTİHBARAT YÜZÜNDEN, BİR ANDA HAZIRLIKSIZ, GAFLET İÇİNDE YAKALANMAK KAÇINILMAZDIR.
TIPKI ORDA BAHSEDİLEN GİBİ GAFLETTE VE ALLAH KORUSUN BAHSİ GEÇEN KİTAPTAKİNDEN
DAHA KÖTÜ BİR HALDE YANİ 15 TEMMUZDAKİ GİBİ YUMRUK BİLE VURAMAYACAK HALDE
YAKALANMAK KAÇINILMAZDIR: DEVLETİN EN ÖNEMLİ KURUM BİNALARININ ÜSTÜNDE
SERBESTÇE TACİZ ATEŞİNE BİLE MARUZ KALMADAN UÇAN VE ÜLKEYİ TERÖRİZE EDEN DÜŞMAN
UÇAKLARI, EFSANE İSMİ OLAN KENDİ OLMAYAN SİVİL SAVUNMA-BEYAZ BERELERİN NERELERDE
OLDUĞU YA DA NE DURUMDA OLDUĞU SORUSU VS. GİBİ REZİL DURUMLARDAN BAHSEDİYORUM,
yazar-aydın sayın Burak Turna’nın sistematiği ve yazar-aydın sayın Orkun Uçar’ın
Avrasya-Batı çekişmesi iddialarına dikkat çekmekte fayda vardır.
AYNI ZAMANDA
İSTİHBARAT KONUSUNDA MİLYAR DOLAR HARCANAN BİR ALANDA SIFIR BAŞARI (NEDEN Mİ
SIFIR; MUCİZE ESERİ KURTULDUK!…) DÜŞÜNDÜRÜCÜDÜR. BÜTÜN BUNLAR İSE BU YAZININ DIŞINDA
BİR KONU İÇERİĞİ OLAN ‘ SİSTEM SORUNU’ OLMAKLA BİRLİKTE BUNLARA KENDİMCE ŞU
BLOGUMDA DEĞİNMEYE ÇALIŞIYORUM: ‘’SİSTEM-VATANDAŞ-MEMUR‘’ http://neayakbunlar.blogspot.com.tr/
Aynı zamanda
devletlerin kendilerinden üst ligde olduğu iddia edilen örgütlerden ele
geçirilme ve sızılma seviyesi azaldıkça daha zeki olabilecekleri düşünülebilir.
Sağlam bir istihbarat anlayışla birlikte, halkla bütünleşmiş ve iyi
liderliklere sahip olan ülkelerin devletlerinin idrak seviyesi artabilir. Belki
de kim bilir rahmetli aydınlarımızdan sayın Mahir Kaynak ve araştırmacı,
stratejist, yazar sayın Ömer Özkaya’nın özellikle müttefik olması gerektiğine
dikkat çektiği AYRI BAŞ ÇEKEBİLEN ULUS DEVLETLER manipüle edilerek düşman
yapılmaya çalışılan devletler görünümünde olan ABD-Rusya-Türkiye
üçlüsü bir üçüncü dünya savaşına müttefik olarak bile girebilir…
3 Mart 2016 Perşembe
BİR 3. DÜNYA SAVAŞI’NA İDEOLOJİK OLARAK NE KADAR HAZIRIZ?
Ülkemizde son zamanlarda; terör örgütlerini
‘bürokratikleştirme’, kemikleştirme amaçlı; bu yönde ‘ ‘’vekaleten’’ ve şehir
savaşları’ uluslar arası bir organizasyon şeklinde tertiplenmektedir. Bu operasyonlar
devletimize doğrudan kasıt amacı taşıma emareleri de göstermeye başlamakta ve
buna ülkemizin içinden ‘medyatik’ ve propaganda desteği de bazı odaklardan
gelmektedir. Televizyon kanallarına çok çıkan; sürekli çark edip duran; su içer
gibi yalan söyleyip duran, siyasi kişilikler ve başkaca ‘aydın-akademisyen-vekil’
vâri kişilikler bu suça ortak olmaktadır. Elbette askerimiz ve polisimiz
kahramanca şehit olarak bu vatanın şerefini kurtarırken bu hain takım ve
arkasındaki uluslararası organizasyon amaçlarına ulaşamayacaklardır. Lakin
artık devletimize doğrudan kasta kadar varmaya başlayan bu terör saldırılarının
en azından ülkemizin hedefini bile
şaşırtamayacak kadar etkisiz hale getirilmesi gerektiği ortadadır. Daha
önce, düşmanın amacının bu yönde olduğunu düşündüğümüzü ‘’ Ülkemizdeki sistemin
yazılımı‘’ adlı yazımızda belirtmiştik. (http://trosmtr.blogspot.com.tr/2015/10/ulkemizdeki-sistemin-yazlm.html
)
Hal böyle iken ve bunu yapan ‘önemli, dengeleri sarsacak
şahıslar’ da olsa, terör propagandası yaparak da olsa teröre yardım ve yataklık
yapan şahıslara devletimiz gerekli refleksi hukuk kuralları içerisinde vermelidir.
Çünkü hukuk devleti olmanın gereği budur; İlber Ortaylı hocanın hukuk-kanun
devleti tanımına göre kanunlara yönetici, siyasi, vatandaş ya da her kim ise
bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının uyması, uymuyor ise kanuni karşılığını
bulması gereklidir. Zira bir ‘ vekalet savaşı ve terör operasyonuna’ karşı
devlet olmanın gereğini yapmamak-yapamamak çıkma ihtimali azımsanamayacak kadar
çok olan bir üçüncü dünya savaşı karşısında içtimai hayat olarak ve ideolojik
olarak hazırlıksız olmak demektir.
Nasıl mı?
Olası bir büyük savaş ya da bunun uzun vadeye yayılmış hali
(ve belki de şimdi yaşanmakta olan) ‘ vekalet savaşları-düşük yoğunluklu savaş
zincirleri’ sırasında x siyasi, y güruh ülkemizi malum hainlikleri ile sabote
eder ise sonuç hüsran olur. Halbuki böyle durumlarda bütün ülkenin
kenetlenmesi; milli çıkarlarımız doğrultusunda belirlediğimiz bir hedefe,
motivasyonla hep birlikte yürümemiz gerekecektir. Aslında savaş dahilinde (DEMOKRASİNİN
RAFA KALKMASINDAN ASLA BAHSETMİYORUM) zaten sıkı bir idarenin ülkede hakim
olacağı düşünülebilir, belki de bu başarabilir ancak barış zamanında bile
uluslararası platform ve tvlerde de çıkıp ülkemize hainlik yapanlar karşısında
refleksleri alınmış gibi davranan sistem; mesela çok ilginç ve bununla da dolaylı
da olsa alakalı bir örnek olarak barış zamanında bile merkez bankasına söz
geçiremeyen bir anlayış şüphe vermektedir. Tekrar belirtmek gerekir ise devlet
olmanın gereği demokrasinin rafa kalkması değil: hiçbir güç odağının; şahsın,
medya organının ya da her ne ise hiç birinin, bütün ülke ile dalga geçercesine çarklı-yalan
dolanlı- terör örgütü propagandası yapıcı- utanmaz-umursamaz vatan hainliğine
izin verilmemesi şarttır.
Aynı zamanda ülkemizde yeni bütünleştirici, ülkemizin
çıkarına doğru bir hedefe yönlendirici, şimdiki gibi yapmacık olmayan ve
uydurma hikaye ve tarihlere dayanmayan, motive edici bir ideoloji şarttır. Terör
örgütlerinin ideolojisinin ve propagandasının bile çok gerisinde olan bir
ideoloji muhtemel bir 3. dünya savaşı’nda ne kadar işe yarayabileceği muammadır.
Bu verdiğimiz kırmızı alarmı abartılı bulanlara ise ülkemizdeki Kürt
gençlerinin duygu ve düşünce dünyasını müşahede etmesini tavsiye ediyorum.
Mesela burada Abdülhamid Han’ın siyaseti tam da anlatmak istediğimize çok güzel
bir örnek; Abdülhamid Han Kürt ağalarının oğullarını İstanbul mekteplerinde Osmanlılık
idraki ile okutmuş ve bu onların Osmanlı’ya bağlılığını artırmıştı. Daha
sonraki yıllarda Kürt aşiretleri İngilizlere çok net şekilde restlerini
çekmişlerdi. Hatta Abdülhamid Han tahtan çekilmek zorunda kalmasa idi
Balkanlar’ı Osmanlı’ya daha sıkı bağlayacak bir projenin peşinde olduğu net bir
şekilde bugün bilinmektedir. Hatta belki de onun Osmanlılık ideolojisi
geriletilmeseydi; sadık millet olan Ermeniler de Birinci Dünya Savaşı’nda ülkemize
bu kadar çok sorun çıkarmayabilirdi.
Sonuç olarak terör ile mücadele uluslararası ilişkilerden;
bürokrasiyi verimli kullanmaya, onu iyi işletecek bir devlet felsefesine, onun
arkasında durmaya ve onu kamçılamaya; organize suça karşı toplumsal bir
tepkiden, devlet ideolojisine, dünya siyasetine bizim açımızdan yapıcı
müdahalelere kadar çok geniş bir alanda mücadele gerektiren ve hatta içtimai ve
tarihi kökeni olan bir alandır. Yani anlaşılacağı üzere sağlam bir devlet
iradesi gerektiren bir alandır.
Burada felsefesinin o tarihlerde daha yeni yeni tekamülü ve
bazı diğer bize benzerlikleri açısından ABD’den örnekler vererek bitirelim. 1920’li
ve 1930’lu yıllarda FBI’ın yeni yeni teşekkül etmeye başladığı zamanlarda ABD’de
de büyük sarsıcı terör olayları cereyan etmekte, kamu düşmanları ilan edilen gangsterler
Amerikan devletine zor zamanlar yaşatmaktadır. Buna karşılık bütçesinden,
kullandığı silah ve araçlara kadar çeşitli sıkıntılarla uğraşan ve daha yeni
yeni tekamül eden FBI ve yeni suç anlayışına karşı yeni yeni refleksler
geliştirmeye başlayan diğer devlet görevlileri ve kurumları mücadele ile ve devletin
de ‘bürokratik gücü’ ile neredeyse ülkelerinin temelini sarsan sorunlara yani
Bolşevik terörist ve gangsterlere karşı galip gelmiştir. ABD’deki bu durumla ilgili
bilindik görsel örnekler ise gerçek olaylardan esinlenilerek yapılan filmler: ‘’
The Untouchables‘’, ‘’ Public Enemies‘’, ‘’ J. Edgar‘’ dır. O tarihlerde
muhabirlerin suçluları sempatik göstermesinden, ülkeye hainlik yapan ‘ateşli
siyasilere’, devletin sorunu yeni yeni algılayıp ona göre refleks göstermesinden,
birçok soruna göğüs gererek-mücadele ederek başarılı olan devlet görevlilerine
kadar birçok şey tam da şu anki halimizle ilgili benzerlikler göstermektedir.
Bizim tarihimizden ve dünyadaki örneklerden sorunlarımıza
çareler mevcuttur. Ülkemizin düşmanlarını yenilgiye uğratabilecek bir
devletimiz ve onun bürokrasisi mevcuttur. Lakin ‘at sahibine göre kişner
hesabı’ ülkemizde ‘ atın sahibinin’ meclis başkanı mı, başbakan mı yoksa
cumhurbaşkanı mı olduğu sorunu, ya da bu bölünmüşlüğün bir başkanlık sistemi
ile mi aşılacağı; bu kargaşada ülke liderinin vizyonunu takip etmeyen hatta ona
direnen (faiz sever) bürokratlar sorunu, devlet ideolojisinin ve felsefesinin sorunları,
hukukun herkese karşı işletilmemesi sorunu gibi önemli sorunlar mevcuttur. Pek
tabi ki de toplumumuz, yöneticilerimiz ve devletimizin iradesi ve disiplini ile
ise bu sorunlarımızı aşabileceği ise aşikârdır…
(ABD sisteminin ve
memurlarının sorunlara karşı ‘ilk şoku’ ve sonrasındaki refleksleri ve
sorunları çözme iradesi birçok açıdan bizim sorunlarımıza benzemektedir ve ders
niteliğindedir.)
‘’ Türkiye Osmanlı Türkiye‘’
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






































